Türkiye Çevirmenler Derneği

  Tarihçe

  Yönetim Kurulu

  Tüzük

  Üyelik

  Fiyat Listesi

  Yeminli Tercüme Büroları

  Tercüme Büroları

  İlan Servisi

  Bilgi Bankası

  Ziyaretçi Departmanı (Forum)

  İletişim

Tarihçe




Tarihçe

Akdeniz Temsilciliğimiz Faaliyete Geçmiştir!

Akdeniz Bölge Temsilciliğimiz tam Akdeniz bölgesinde bulunan meslektaşlarımızın iletişim kurabileceği Antalya İlinde faaliyete geçmiştir.

Devamı
 
 
           TR ENG GER FRA RU
 
Çeviri - Tercüme Hakkında

Bilgi toplumu olmak istediğimiz, AB ile uyum sürecine girmeye çalıştığımız şu dönemde ön planda olmayan ÇEVİRİ bütün bu gelişmeler açısından hayati önemi olan bir konu.

Ülke çıkarlarını dışarıda temsil eden devlet adamlarımızdan, diplomatlarımızdan dış ticaret temsilcilerimize, iş adamlarımızdan sporcularımıza, kısacası kültürel ve sosyal alanda uğraş veren herkesin ihtiyacıdır ÇEVİRİ.

ÇEVİRİ uluslararası ilişkinin her aşamasında iki ayrı dil ve kültür arasında yazılı-sözlü iletişimi sağlayan, uygulama alanlarına göre kendi içinde uzmanlaşma ve profesyonellik isteyen başlı başına bir meslek dalıdır.

Teknoloji alanında son yıllarda yaşanan gelişmeler, ülkemizin teknoloji transferi, ithalat ve dışa açılmada yoğun çabalara girmesiyle özellikle kaliteli çeviriye duyulan ihtiyaç katlanarak artmıştır.

Özellikle yeni kavramlar ve terimleri gerektiren, sürekli gelişim içinde olan teknik ve hukuk alanlarında çeviri ihtiyacı gözle görülür bir şekilde artmaktadır.

Hızla ve sürekli artan çeviri ihtiyacı, özel ve resmi kurumların bünyelerinde, istihdam ettikleri çevirmenler, serbest çevirmenler, çeviri büroları ve çeviri firmaları tarafından karşılanmaya çalışılmaktadır.

Çevirmenliği gerçek anlamda meslek edinmiş olan, zamanını ve emeğini bu konuda yoğunlaştıran profesyonel çevirmen sayısı yeterli olmadığı için ciddi bir açık meydana gelmektedir. Bu açık, boş zamanlarını çeviri yaparak, ek kazanç sağlayan çeşitli meslek temsilcileri ile kapatılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu durum ihtiyacı yeteri kadar karşılamamakta, daha da önemlisi, bilgi çağına yaraşır bir düzeyde kaliteli çeviri üretilememektedir.

Bu nedenledir ki gerek bilgi toplumu olma yolunda, gerekse AB’ye uyum sürecinde yol almak isteyen ülkemizde daha fazla profesyonel çevirmene ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyacın ne kadar büyük olduğu, çeşitli dillerde ciddi anlamda konusunda uzman profesyonel çevirmenlerin aranmasından da anlaşılmaktadır. Üstelik sadece İngilizce, Almanca, Fransızca gibi önemi bilinen dillerde değil, diğer Avrupa ve Asya dillerinde de profesyonel çevirmenlere duyulan ihtiyaç açıkça ortadadır.

Gelişmiş ülkelerde çevirmenlik mesleğinin meslekler literatüründeki ve ücretler skalasındaki yerine bakıldığında çeviriye ve çevirmene verilen önem anlaşılır. Böyle bir güçlü statünün oluşmasında bu ülkelerde yıllardan beri çevirmenlik eğitiminde izlenen olumlu politikaların da rolü açıktır.

Ülkemizde çevirmenlik eğitimi, 1993-94 yıllarında Boğaziçi Üniversitesi’nde İngilizce Mütercim - Tercümanlık Bölümünde, bir yıl sonra da Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde öğrenci almasıyla başladı. Sonraki yıllarda çeşitli üniversitelerde açılan mütercim tercümanlık bölümleriyle birlikte halen her yıl yaklaşık 400 kadar öğrenci alan 7 ayrı kurumda İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerinde çeviri eğitimi yürütülmekte ve bu bölümlerde sektörün bir kısım ihtiyacına cevap veren çevirmenler yetiştirilmektedir.

Henüz ergenlik çağını yaşayan çevirmenlik eğitiminden beklenen, bu okulların alanlarında uzmanlaşmaları ve iş dünyasının reel ihtiyaçlarını dikkate almalarıdır. Dolayısıyla bu okulların, mezununu talep eden sektörlerle/piyasalarla yeterli düzeyde işbirliği ve dayanışmayı oluşturmaları gerekmektedir. Bu ilişkiler açısından olumlu gelişmeler olmakla beraber henüz yolun başında sayılırız.

Yetersiz birçok insan çevirmenlik yaparak hem kendileri ağır bir yük altında kalmakta hem de iş sahiplerine ve sektöre zarar vermektedir. Piyasada ve kurumlarda çeviri hatalarının ve kalite düşüklüğünün yol açtığı zararların boyutları sanıldığından da büyüktür ve milli ekonomimizde kalem tutacak bir kayıptır. Ülkemizde çeviri ve çevirmenliğin standartları ve normları, etik kuralları ve mesleki gerekleri yeni yeni oluşmakta ve önemi de yeni anlaşılmaktadır.


Çeviri Bilim Nesnesi

Dilsel etkinliğin bir türü olarak çeviriye dayanan (ya da dayanması gereken) aktarımbilim (Translatologie alm.) aslında tam olarak neyle uğraşır?

 

Çeviri deyince bir taraftan süreç olarak çevirmek, yani bu süreci bir modelde tasvir etme denemesi söz konusudur. Aynı zamanda burada işleyen alt süreçler (yüzeysel olarak deyinmek gerekirse; kaynak metnin anlaşılması, anlaşılanın “aktarımı”, erek metnin oluşturulması süreçleri...), sınıfsal ve yöntemsel olarak sistematize edilmelidir.

 

Diğer taraftan bir ürün olarak çeviri söz konusudur (yani kaynak metin temelinde oluşmuş erek metin). Bu ürün, söz konusu kaynak ve erek dil arasındaki karŞılaştırmalar için bir çıkış noktası işlevi görürken hem de çeviri-eleştirel değerlendirmeler için de bir dayanak teşkil eder.

 

Genelleştirilebilir teknikler, problem çözme stratejileri, çeviri yöntemleri gibi didaktik açıdan önem taşıyan konularda yeniliklere imza atabilme, yeni şeyler ortaya çıkarabilme umudu, çevirmek ve çeviri ile olan bilimsel uğraşıya bağlıdır.

 

Çeviri ve Derleme; Rahman Akalın, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi, Almanca Mütercim Tercümanlık Anabilim Dalı, Lisans Üstü Eğitimi 1.Sınıf öğrencisi"


Çeviri Biliminin Gelişmesi Üzerine

Sözlü ve yazılı çevirinin tarihi epey eskiye dayanır. Bu bilgi, arkeolojik ve tarihsel araştırmaların ortaya koyduğu sonuçlarla doğrulanmakta ve desteklenmektedir. Bu araştırmaların verileriyle anlıyoruz ki; insanlar yüzyıllardır çeviri yapmışlar. Daha M.Ö. 3. Yüzyılda tercümanlar Mısırlılar ve komşuları arasındaki dil aktarıcıları olarak oldukça önemli bir rol üstlenmişlerdir. Öyle ki, tercümanlar soyluluk hiyerarşisinde üst sıralarda yer almışlar. Onlara insanlarla tanrılar arasında aracı olma gibi son derece önemli dini bir işlev yüklenmiştir. Yazılı dil aktarımı, yani yazılı çeviri de oldukça eski bir uğraştır. Hatta yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanan eski Babil’de Sümerce ve Akadca dillerinde yazılmış bir çeşit sözlük vardır ve muhtemelen çevirmenler için yardımcı kaynak olarak düşünülmüştür. Öte yandan İncil’de de dil aktarımıyla ilgili sayısız noktaya rastlıyoruz.

 

Değişik diller ve dolayısıyla değişik kültürler arasındaki yazılı ve sözlü çeviri işi, bazı tarihçiler tarafından insanlığın tarihsel gelişiminde önemli rol oynayan lokomotif uğraş olarak nitelendirilir. İşte çok önemli bu özelliğinden dolayı çeviri tarihinin son 15-20 yıl içinde sık sık öncelikle bilim adamları ve çevirmenlere, diğer taraftan kültür tarihiyle ilgilenen genel kitleye hitap eden yayınlara konu olması, çok normaldir.

 

Baştan beri çevirmenler, uğraşlarının doğasına ilişkin kafa yormuşlar ve buldukları sonuçları ve çıkarımlarını kaydetmişlerdir. Onları buna iten, öncelikle işleriyle ilgili gelen eleştirilerdir. Bu eleştiriler karşısında çevirmenler kendilerini savunmak durumunda kalıyorlardı. Varsayımlarımıza göre onları bu konu hakkında düşünmeye ve yazmaya sevk eden bir başka sebep ise, kendi çeviri uygulamaları hakkında kendileri ve başkalarıyla uzlaşma gereksinimleri olabilir.

 

Çevirmenler görüşlerini sık sık doğru bir sözlü çevirinin ve yazılı çevirinin nasıl olacağına, nasıl olması gerektiğine dair biçimsel kurallar yumağına dönüştürürler. Bu şekilde, dil aktarımı olgusunu teoloji, felsefe, estetik ve didaktik gibi çeşitli açılardan ele alan kayda değer bir çalışmalar mevcudu, yüzyıllar boyunca toplanmıştır.

 

Yine de bu çalışmalar genel geçer, herkes tarafından kabul gören bir çeviri kuramı ya da bir çeviri biliminin oluşmasını hiç bir zaman sağlamamıştır. Hem kuramsal sorulara ilişkin yanıtları, hem de çeviriyi tam olarak betimleyebilen ve bundan uygulanabilirliği olan, çeviri sürecinde katkı sağlayabilecek ipuçları türetebilen bir çeviri kuramı ya da bir çeviri bilimi, söz konusu çalışmalar ışığında oluşturulamamıştır. Çeviri üzerine kafa yormalardan çıkan sonuçlar çoğu zaman birbiriyle bağdaşmaz, çünkü bu çıkarımlar, oldukça farklı görüşleri temsil eder. Sağlam bir çeviri kuramı ve çeviri bilimine yaklaşımlar, ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktı. Daha doğrusu: Birbirine bağdaşık ve birbirini dayatan bir çok çeviri kuramı ve bilimi ortaya çıktı.

 


Tüçed Tarihçesi

Çevirmenler Derneği 1992 yılında Ahmet VAROL`un öncülüğünde kurulmuştur. Kurulduğu tarihten itibaren çevirmenler ve çeviri büroları ile irtibata geçerek bu mesleğe gönül verenleri Türkiye genelinde bir çatı altında toplamaya çalışmıştır. Mesleğin uluslararası bir boyuta taşınabilmesi için 1992 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile dernek Türkiye adını alarak çalışmalarını uluslararası boyutlara taşımıştır. Halen derneğin bu konuda çalışmaları devam etmektedir.

 

Bu çalışmaların daha hızlı bir şekilde yapılabilmesi, mesleğin saygınlık kazanması ve iyi hizmet verebilmesi için derneğin amacı, gerekli düzeltmeler sağlanarak vergi mükellefi olan meslektaşlarımızla bir araya gelip "ODALAŞMA" çalışmalarını devam ettirmektedir. Bununla ilgili olarak başkanımız Ahmet VAROL`un özel çabaları ile ÇEVİRMENLİK YASA TASARISI hazırlanmış ve TBMM`sine ve ilgili diğer kurumlara sunulmuştur.


Tüçed'den Haberler
İlan Servisi

  • Tercümanlar
  • Tercüman Arayanlar
  • Büro Personeli
  • Devren Tercüme Büroları
  • Çeşitli
  • Ziyaretçi Departmanı (Forum)

  • Kurslarımız
  • Noterler Birliğinin Kararını Protesto Etmek İçin Yazılan Dilekçe Örneği
  • Ulaşmak İstediğiniz Tercümanları Buradan Duyurun!
  • TÜÇED ÜYELİĞİNDEN ÇIKARILANLAR
  • ŞİKAYET ODASI
  • Bilgi Bankası

  • TÜÇED KURS GÖRÜNTÜLERİ
  • Her Türlü Danışmanlık
  • YASA TASLAĞI ÇALIŞMALARI
  • TÜÇED Basın Açıklamaları
  • Web Sitesi Yenilikleri
  • Tarihçe | Yönetim Kurulu | Tüzük | Üyelik | Fiyat Listesi | Yeminli Tercüme Büroları | Tercüme Büroları | İlan Servisi | Bilgi Bankası | Ziyaretçi Departmanı (Forum) | İletişim
      Türkiye Çevirmenler Derneği 2007© Coder By Lord Computer